More Cool Stuff At POQbum.com

15/8/2007 · Kategori: Makale

NE DEMELİ?

 

Bu baskıyı alenen uygulayan, dindarlıklarıyla övünürken Haktan-Hukuktan bahseden bu şerefsizlerin Allah inancı taşıdıklarına inanmak mümkün değil… Kendilerine güvenseler, gerçekten Türk Milleti ve Devleti için çalıştıklarına inansalar, bu tür eleştirileri çeşitli Bizans oyunlarıyla ortadan kaldırmak yerine; aslanlar gibi, bu eleştirileri çürütecek fikir ve müzakerelerini ortaya koyarlar.

Bu gün meclise girebilmelerini sağlayan Laiklik ve Demokrasiyi, özgür düşünce ve iradeye inancı; ne büyük bir vefasızlıkla esaret altına almaya çalışarak, gelecekte Türk Milletine birer at gözlüğü hediye etmeyi marifet biliyorlar?

Kurtul Altuğ’un  Sözcü Gazetesindeki görevine son verilmesine sebep olan şu yazıyı klavuz olarak örnek almanızı, daha doğrusu gerçek bir Türk olduğunuzu hatırlayarak gözünüze indirilen perdeden kurtulmanızı  diliyorum.

Uyan Milletim uyan!!!  Bayrağında gördüğün Atalarının kanı da mı hatırlatmaz vatan uğruna, ulus olmak uğruna ödenen bedelleri?

Ne olur bu olanları görmezden gelerek sizde bu suçlara ortak olmayın. Bir silkinin, millet olmak uğruna bir şeyler feda etme cesaretini göstererek sesinizi yükseltin ki bu örtülü faşist yönetime başta topraklarımız olmak üzere daha fazla kurban vermeyelim.

 

DERYA PEKER

 

KURTUL ALTUĞ'UN SON YAZISI

14 AĞUSTOS 2007
KURTUL ALTUG

 

BİLEK  GÜREŞİNDE SON PERDE!

Çoğu gitti, azı kaldı...

Bu haftanın sonunda dananın kuyruğu kopacak.

Ya." Yüzde 47 oya dayalı  bir siyaset anlayışı hükmünü icra edecek"

Ya da  "laik Cumhuriyetin zinde güçlerinin  dediği olacak!"

Bu ulus, tarihinde belki son kez, yakında 88ınci yılı kutlayacağımız  Cumhuriyeti, Atlantik ötesinde kurgulanan "Büyük Oyun" karşısında yenik düşecek ve Çankaya'da dalgalanan Türbana asker sivil selam duracak, ya da   tarih önünde bir kez daha "Sevr'e benzer bir paylaşıma rıza gösterecek"

Ancak arada önemli bir fark vardır:O zaman bir Mustafa Kemali bağrından çıkaran ulusun şu anda böyle bir şansı görünmüyor.

Bu durum nasıl yaratıldı?

Bu durumun nasıl yaratıldığını bilmeyen yok ama dile getirenlerin sesleri 2002'den bu yana medyada tek tük çıkar hale getirildi. İnanmıyorsanız Orgeneral Karadayı Paşanın anlattıklarını anımsayın ve İran'ı izleyin yeter...

Bu topraklarda ilk kez, Atatürk'ün özene bezene yoktan var ettiği başkenti  susuzluktan kırılıyor Ankara susuyor!

Doğal koşulların yarattığı bir olumsuzluğa insan oğlunun dayanak gücü, alacak ön tedbiri mi yok? Yoksa birileri Ankara'yı susuzluğa mahkum ederek, gündem değiştirmeyi marifet mi sayıyor..Ankara susmakta!

Ne oldu  bu tarihi başkentti su-su-yor?

Oysa o susan Ankara bu ulusa  cennet vaat eden bir partinin iktidarının ikinci beş yılını yaşamaya hazırlanıyor ve tek konusu "Çankaya'nın fethi"

Nerede o sokaklara dökülen  Ankara nerede? Nerede  tarih yazmış Kızılay, nerede o  Tandoğanı dolduran Cumhuriyete aşık insanlar?

PSIKOLOJİK BİR SAVAŞIN ORTASINDA

Ankara susuyor!
Çünkü Ankara'nın dağı, taşı, toprağı çamuru ve elbette  insanı, o duyarlı, o gerçek aydın başkenti beş yıldır  kökü dışarıda, komutası Atlantik ötesinde bir "Psikolojik savaşın"etkisindedir ve tatlı bir rehavetten henüz uyanamamıştır.

Neden uyanamamıştır?
Çünkü başına gelen felaket anında, birilerinin sahaya inmesini ve hakemin düdük çalmasını beklemeye alıştırılmıştır....

Bu psikolojik savaş, önce  dikkati çekmeyen bir "Kültür salvosuyla  başlatılmıştır"

Önce usul, usul sonra hızlı akan bir nehir gibi toplumun üzerine geldi, geldi  geri çekildi.

Sonra  tüm  iletişim sistemlerine bir hain virüs gibi girerek, oradan beyinlere aktarıldı ve   toplum,  medyası, eğitimi, Üniversiteleri ve gençliği önüne  kattı. Şimdi sel oldu ve her köşeyi her kurumu, işgal edecek kadroları üretti. TV'ler, gazeteler, satın alınmış kalemleriyle öyle bir yerleştiler ki, onları yerlerinden etmek olasılığı pek kalmadı.  Lozan'da temeli atılan bağımsızlık, ülkenin bölünmez bütünlüğü, kutsal  hazineleri, vatanın yok olması kimsenin umurunda değilse, bu psikolojik savaşta sizin karşılık verecek  son silahınız da elden çıkmışsa, iki yol  vardır:" Ya kadere rıza gösterecek ve boyun eğeceksiniz, ya da toplumsal refleksi uyandıracaksınız"

BİR ŞEYLER YAPILMALI

Gülüp eğlenmenin değil,  demokratik ve yasal tepkileri koymanın zamandır . Bu işi kim yapacak? Elbette  sivil toplum örgütleri, siyasal partiler değil mi? Yarısı, o kültür salvosundan nasibini almış, yarısı da AB ‘den  beslenen bir yapay sivil toplum örgütü haline getirilmişse, ya da bir Prof. Başyazarın deyimiyle "Vatan ; bir kadın memesine toptan satılacak  mal olmuşsa"ne yapacaksınız?

İşe gene  "Susuz bırakılan Ankara'dan başlayacak ve yeni bir sinerji oluşturacaksınız!"

Çankaya ele geçirilmek, üzereyse ve  artık  adından bile söz edilmeyen "Simge- Türban"ille de oraya bayrak yapmak isteniyorsa,o sinerjiden doğacak toplumsal  demokratik refleks ağırlığını bir kez daha meydanlarda görünmeli ve haklı dava savunulmaya yeniden ve  bir kez daha başlamalıdır.

Tutun ki:" İdare-i maslahatçıları tatmin edecek bir  yol bulundu ve Çankaya bu defalık bir ara geçişle kurtarıldı. Sorun bitti, laiklik kurtuldu, birileri oh nihayet dediler... Ya sonra  ne olacak?" Cumhuriyet  , laiklik  devrimler  yerli yerinde duracak, dini kadrolar ülkeye egemen olmayacaklar  ve sonra devir teslim işlemleri halkın gözleri önünde sürmeyecek mi? Şehit tabutları bakın nasıl da, güncel olaylar haline getirildi? Hala nasıl ülkenin bir yanında  adı konmamış savaşta yollara dökülen mayınlarda ölenler, artık haber olmaktan öte bir anlam taşımıyor.

Galiba bilek güreşinde bir kez daha yenilmek üzere olanlar, bu vebali taşımak zorunda kalacaklar. Nerede?

Tarih önünde...

 

 

Aydın Doğan çook iyi işler başarıyor anlaşılan..:)) Önce Hürriyet Gazetesinde marifetlerine şahit olduk. Kendince Emin ÇÖLAŞAN'ın kalemine engel olabileceğini düşünüyor. Sözcü Gazetesinin de isim hakkına sahip olmasını yine bu yönde kullanıp, hangi değerlerini kimlere-ne uğruna peşkeş çektiğini çok merak ediyorum doğrusu.........???????

Saygılarımla...........................................

 

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »